
Osmanlı Devleti egemenliği altındaki diğer topluluklara olduğu gibi diğer topluluklara olduğu gibi Ermenilere de her konuda hoşgörü göstermiştir. Onların dillerine, dinlerine ve kültürlerine karışmamıştır. Bu hoş görüden yararlanan Ermeniler, 16. yüzyılda kendilerine ait matbaalara sahip bulunuyorlardı. Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Ermeniler, 19. yüzyıl sonlarına kadar Osmanılara bağlı kalmışlar, bu nedenle de kendilerine millet-i sadıka (sadık millet) denilmiştir. 19. yüzyılın sonlarına kadar Ermeniler, Türklerle iç içe, barış ve güven içinde yaşamışlardır. Ermeniler, 1877 yılına kadar, Osmanlı Devleti’nin kendilerine gösterdiği geniş hoşgörüden yararlandılar. Bakanlık, elçilik gibi önemli konumlara getirildiler. Özzellikle büyük kentlerde yaşayan Ermeniler; ticaret, sanayi ve bankerlikle uğraşmaktaydılar.
19. yüzyılda ulusçuluk (milliyetçilik) akımı, çok uluslu bir devlet olan Osmanlı Devleti’ni de etkilemiştir. Osmanlı devleti sınırları içinde yaşayan milletlerin ayaklanmalarına da neden olmuştur. Burada dikkati çeken nokta, bu ayaklanmaların dış kışkırtmalar sonucu çıkmış olmalarıdır. Kendilerine çıkar sağlamak isteyen devletler, Osmanlı vatandaşı olan azınlıkların haklarını savunma rolü oynamışlardır. Ermenileri de bu siyasete alet etmişlerdir.
Son Osmanlı-Rus savaşından önce Ermeni sorunu yoktu. Ermeni sorunu olarak, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Doğu Anadolu’da bazı kentleri ele geçirerek Rusların, bölgede yaşayan Ermenileri Osmanlı Devketş’ne karşı kışkırtmasıyla başladı. Savaştan sonra imzalanan Berlin Antlaşması’na, Ermenilerin oturdukları yerlerde ıslahat yapılması yolunda maddeler konuldu. Bu maddelere dayanılarak başta Rusya ve İngiltere olmak üzere, büyük devletlerce Osmanlı Devleti’nin iç işlerine müdahaleler yapılması ve zaman zaman Ermeniler’in ayaklanması biçiminde sürdü. Rusya, 1878 Berlin Antlaşması’ndan sonra sıcak denizlere inmek için, Balkanların kendisine geçit olamayacağını anlayınca, Doğu Anadolu’daki Ermenileri kışkırtmaya başladı. Rusya’nın bu siyaseti, İngiltere’yi harekete geçirdi. Böylece, Rusya ve İngiltere , kendi çıkarları doğrultusunda bir Ermeni sorunu ortaya çıkardılar. Rusya’nın amacı Ermenilerden yararlanarak, Erzurum-İskenderun hattından Akdeniz’e inmekti. İngiltere ise Ermenileri himayesine alarak, Rusya’nın Akdeniz’e inmesini engellemek istiyordu. Görüldüğü gibi, Ermeni sorunu Ermenilein değil, Osmanlı Devletini parçalamak isteyen, Rusya ve İngiltere’nin bir sorunu olarak ortaya çıktı.
Devam edecek.
Yazan: Erol Kara











