17 Kasım 1922′de Vahdettin’in ülkeyi terk etmesi üzerine TBMM, Osmanlı ailesinden Abdülmecit‘i halife olarak seçti. Abdülmecit, fırsat buldhkça Osmanlı ailesinden söz etmekte, TBMM’ye karşı olanlarla yakın ilişkiler kurmaktaydı. Bu davranışlarıyla halifeliğe siyasal bir nitelik kazandırmaya çalışıyordu. Padişahlar gibi gösterişli cuma alayları düzenlemek istemesi, bazı komutan ve milletvekillerin çeşitli nedenleriyle halifeyi ziyaret etmeleri, hükümetin dikkatini çekmekte ve huzursuz etmekteydi. Bu arada, basında da halifelik konusunda tartışmalar devam ediyordu.
Bu olaylar, cumhuriyet ile halifeliğin bir arada olamayacağını gösteriyordu. Halifenin bu tür davranışları, cumhuriyeti kuran orduyu da huzursuz etmişti. Bu konu, İzmir’deki savaş oyunlarını izlemeye gelen Gazi Mustafa Kemal Paşa ile komutanlar arasında da görüşüldü. Halifeliğin kaldırılması konusunun Meclis’e sunulması kararlaştırıldı. 3 Mart 1924′de TBMM’nin kabul ettiği bir kanunla halifelik kaldırıldı. Osmanlı ailesi üyelerinin, gelecekte saltana ve halifelik iddiasında bulunmamaları için yurt dışına gönderilmeleri, aynı kanunla kabul edildi. Yine aynı gün kabul edilen iki kanunla Şeriye ve Evkaf Vekaleti ile Erhan-ı Harbiye Vekaleti kaldırılıp Tevhid-i Tedriast Kanunu kabul edildi. Bu kanun ile tüm okullar Maarif Vekaleti’ne bağlantı.
Halifeliğin Kaldırılmasının Önemi
Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan itibaren her alanda yenileşmeyi ve ilerlemeyi kendisine ilke edinmiştir. Bununla birlikte, geçmiş dönemlerde olduğu gibi yenileşmeye karşı olanlar da vardı. Halifeliğin kaldırılmasıyla, yeniliklere karşı olanların sığınabilecekleri ve güç alabilecekleri önemli bir dayanak noktası ortadan kaldırılmış oldu. Milli egemenlik ilkesine göre kurulan Türkiye Cumhuriyet’nde, halifelik makamına gerek yoktu. Bunun yanı sıra, halifeliğin kaldırılması ile devlet yapısının laikleşmesi için önemli bir adım atılmış oldu. Çünkü Türk İnkilabı’nın temel taşlarından biri de laikliktir. Laiklikte devletin temeli ve simgesi din değil, akıldır. Halifeliğin kaldırılması ile ayrıca, Türk milletini çağdaş ve uygarlık düzeyinin üzerine çıkarmak için önemli bir engel de aşılmış oldu.











